|
Engelli Oranının Nüfus Cüzdanlarında Yazılması
Avni ARIKAN (TurkQuad EPG)
Her
vatandaşın temel kimlik olarak kullandığı nüfus cüzdanlarında
engellileri işaretlemek, ayırmak anlamındaki, “Özürlüler veri tabanı
oluşturulmasına ve özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasına
dair Yönetmelik”te yer alan yüz karası maddeler , TürkQuad Engelliler
Paylaşım Grubu adına Danıştay’a dava açan, Avni Arıkan, Dersu Erol
Uyar, Elif Özen, Teslime Taplacı, Çağrı Doğan, Gökhan Ayık’ın ve
hukuksal katkıda bulunan Selen Özel’in çabaları ile iptal edildi.
Ayrımcılık, bir kişi ya da gruba yaş, ırk, renk, milliyet ya da etnik
köken; cinsiyet, hamilelik ya da medeni durum; engellilik;
dini inanç; cinsel tercih veya diğer kişisel özellikler nedeniyle
başka kişi ya da gruplara göre farklı davranılması sonucu oluşur.
Bir
engelinin sağlık kurulu raporunda belirtilen (yüzde olarak tanımlanan)
engel oranının Nüfus Cüzdanlarına yazılmasına olanak sağlayan ÖZİDA
tarafından hazırlanan yönetmeliğin ilgili maddelerinin iptali için
açtığımız dava, 2,5 yıl sonunda bitti ve Danıştay bizim dileğimiz
doğrultusunda karar verdi.
Toplumların yüz karası; farklı olanı iteklemek, ayırmak, yok saymak,
cennetin anahtarı olarak kullanmaya çalışmak eylemlerine karşı
kazanılmış bir zaferdir.
Danıştay 10. dairesi verdiği karar ile tarihe, toplumların yüzkarası
davranışı karşısında önemli bir not düştü.
Danıştay’ın verdiği bu karar, ülkemiz nüfusunun yüzde
12’sini oluşturan önemli sayıdaki engelliden olaşan”azınlığın”
haklarının korunması, onlara uygulanmaya çalışılan ayırımcılığa karşı
durulması adına çok çok önemlidir ve bir ilktir.
Nüfusunun artmasını değil, azalmasını isteyen ender toplum
kesimlerinden biri, belki de en baştakidir engelliler. Engellilerin en
önemli isteklerinden birisi toplumdan ayrılmadan, kopartılmadan
insanca yaşamak, üretime katılmak ve engellenmemektir.
Engelliler için hazırlanan tüm yasa ve yönetmeliklerde, engellilerin
toplumun diğer üyeleri gibi”insan” olduğunun farkında olunması, kişi
olarak ihmal edilmemesi, bencil amaçlarla kullanılmaması, özenli ve
geleceğe yönelik uygar düzenlemeler içermesi gereğinin, Danıştay’ın
verdiği bu karar ile vurgulanmış olmasını diliyoruz.
Danıştay karar yazısından üzerini koyu çizgilerle çizdiğimiz,
can alıcı cümleleri yazalım şimdi. Engellilere bakış açısını
değiştirsinler, beyinlere kazınsın diye!
Uyuşmazlık, özürlülük bilgisinin nüfus
cüzdanında yer almasının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin
bulunmaktadır.
Davalı idarelere verilen kanuni yetkinin
sınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Nüfus cüzdanında yer almasına kanunen
izin verilmeyen özürlülük oranının, nüfus cüzdanına yazılmasını ve bu
hususun özürlü vatandaşın isteğine bağlı kılınmasını öngören dava
konusu yönetmelik, bu yönüyle de hukuka aykırı görülmüştür.
Kimliğin her ibrazında kişinin özürlülük
oranının başkaları tarafından bilinmesi ve bu suretle özürlü
vatandaşların kişi hak ve hürriyetinin zedelenmesi sonucunu doğuracağı
da açıktır.
“Başbakanlık Özürlüler İdaresi
Başkanlığı Özürlüler için Kimlik Kartı Yönetmeliği”nde, sadece
özürlülere özgü olarak düzenlenen ve bedensel, zihinsel, ruhsal,
duyusal ve/ya sosyal nitelikteki özel durumları nedeniyle kendilerine
tanınan hak ve hizmetlerden yararlanmak istedikleri esnada ibraz
edecekleri, özürlülük grubu-tanısı ile oranının yer aldığı bir kimlik
kartı öngörülmüş, böylece hem yasal yetki çerçevesinde kalınmış, hem
de özürlü vatandaşların günlük işlemlerini gerçekleştirirken rencide
olmalarının önüne geçilmiştir.
“özürlü” kavramının sadece bedensel araz
sahibi kişileri kapsamadığı, bunun dışında zihinsel, ruhsal, duyusal
ve sosyal yeteneklerini kaybedenlerin de özürlü tanımına, dolayısıyla
dava konusu yönetmelik kapsamına dahil olduğu anlaşıldığından,
idarenin bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında
yer almasına dair yönetmeliğin, dava konusu edilen kısımlarının,
dayanağı olan mevzuata aykırı olduğu gibi, kişi hak ve özgürlüğünü de
zedeleyici nitelikte bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davamızdaki avukatımız, sevgili Senih
Özay'ın kararı okur okumaz yaptığı yorum ise şöyle;
Davacıların avukatı olarak 30.10.2005
tarih ve 25981 sayılı resmi gazetede yayınlanan özürlülük bilgisinin
nüfus cüzdanında yer almasına dair yönetmeliğin 2. Maddesindeki
özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasına dair usul ve
esasları kapsar ibaresinin ve 7. Maddesindeki nüfus cüzdanında
özürlülüğüne ilişkin bilgi yer alan her TC. Vatandaşı ibaresinin
iptali yolunda dava açtık.
Danıştay 10. Dairesinin 2005/8667
esasına giren dosyada mahkeme 21.06.2006 tarihinde muhalefet oyuyla
yürütmeyi durdurma talebimizi reddetmiş idi.
5 şubat 2008 günü duruşması yapılan
davada nihayet lehimize iptal kararı verilmiştir.
Kararda “yönetmeliğin dayanağı olan 571
sayılı kanun hükmündeki kararnamenin ve 1578 sayılı nüfus yasası ile
davalı idarelere münhasıran özürlülere tanınan hak ve hizmetlerden
yaralanmak üzere özürlü kimlik kartı hazırlama görev ve yetkisi
verildiği oysa dava konusu yönetmelik ile özürlülere özgü bir kimlik
kartı düzenlemesi yerine nüfus cüzdanlarına özürlülük bilgisinin ora
olara yazılması yoluna gidildiği, bu kimliğin her ibrazında kişinin
özürlülük oranının başkaları tarafından bilinmesi ve bu suretle özürlü
vatandaşların kişi hak ve hürriyetlerinin zedelenmesi sonucunu
doğuracağı açıktır. Denilmiştir.
İnsanlar arsında eşit yaklaşım, eşit
işlem, eşit hak kavramlarının ihlaline girişim böylece engellenmiş
olmaktadır.
Özürlü TC Yurttaşlarının bu iptal kararı
ile acaba devletin otobüs, hastane vs kolaylıklarının kalkabileceği
düşüncesine girebileceklerini düşünerek avukatları olarak diyorum ki;
hiç merak etmesinler anayasa 138 ve İ.Y.Ü.K. 28. Maddelerine göre
mahkeme kararının gereğine göre işlem yapılacaktır. Ayrı bir kart
yeterli olacaktır, endişe edilmemelidir. Ve idareler 30 gün içerisinde
bu kararı uygulanmak zorundadır. Aksi halde sorumluları, çok ağır
idareleri cezai ve mali hukuksal belaların beklediği açıktır.
Kamuoyuna Türkiye'de yargıçlar vardır
diyerek duyurulur.
Danıştayın karar yazısını okumak
için
tıklayın
TurkQuad EPG
(05
Haziran 2008,
Ankara)
|