3Aralık Dünya Engelliler Günü etkinlikleri devam ederken, 30 Ekim'de
yürürlüğe giren ve engellileri 'ötekileştiren', 'Özürlüler ve Kısıtlılar
Yönetmeliği'ndeki 'engeller' tartışma yarattı.
Engelliler veri tabanı oluşturulmasına ve engellilik bilgisinin nüfus
cüzdanlarında yer almasına dair yönetmeliğin 7. maddesindeki 'Özürlülük
bilgisinin nüfus cüzdanında yer alması' bendi ile maddenin 2. fıkrasındaki
'Özürlü olduğunu istenen belgelerle beyan eden ve il müdürlüklerine
başvuran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının nüfus cüzdanlarının arka
yüzüne, % oranında özürlüdür ifadesi yer alır' ifadeleri itirazlara neden
oldu.
İzmirli avukat Senih Özay da, engelli müvekkillerinin talebi ile
yönetmeliğin iptali için Danıştay'da dava açtı. Avukat Senih Özay şunları
söyledi:
"Yönetmeliğin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay
Başkanlığı'na başvurduk. Yönetmeliğin, Anayasa'nın 10. maddesine ve Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5, 8 ve 14. maddelerine aykı rı
olduğunu düşünüyoruz. Durumu insan haklarına aykırı buluyoruz. Anayasanın
10. maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirtirken, AİHS'nin 8.
maddesine göre 'herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesi
hakkında sahiptir. 14. madde ise 'bu sözleşmede yer alan haklar herkese,
hiçbir ayrım gözetilmeden uygulanır' ifadesini içerir.
Dilekçemizde, yönetmeliğin insan hakları ihlali olduğunu ve engellilerin
onurlarını rencide ettiğini belirttik.''
Özay, bunun dışında engelli sürücülerin araçlarının plakalarında yer alan
engelli ambleminin kaldırılması için de İçişleri, Bayındırlık ve Ulaştırma
Bakanlıkları'na başvurduklarını söyledi.
ÖZGÜR GÜRLEYEN - İSTANBUL / 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde Galatasaray
Lisesi önünde toplanan Türkiye Sakatlar Derneği üyeleri ve yöneticilerinin
İstiklal Caddesi'nde düzenledikleri yürüyüş belediyenin yol çalışmaları na
takıldı. Caddedeki çukurlar ve yoğun çamur engellilere zor anlar yaşattı.
Yaşam alanlarının engelilerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmediğini bu
nedenle biyolojik engellilerin dışında fiziksel ve yerel yöneticilerin
duyarsızlıkları nedeniyle de engellendiklerini dile getiren engelliler ve
dernek yöneticileri sorunlarını anlattı.
Şükrü Boyraz (Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı): Engellilere yönelik
negatif ayrımcı lık sürüyor, toplum dışına itiliyorlar. Eğitim
kurumlarını, toplu ulaşım araçlarını, yolları rahatlıkla kullanamıyoruz
çünkü yerel yöneticiler bu alanları ihtiyaçlarımıza göre düzenlememişler.
Onların bu duyarsı zlıkları en genel anlamıyla toplumda engelilere yönelik
negatif ayrımcılık yapıldığının bir göstergesi. Yeni Özürlüler Yasası için
içi boş yasa dedik, göz boyuyorsunuz dedik hepsi doğru çıkmadı mı?
Temmuz'un başında çıkardığınız yasanın uygulanması için gerekli
yönetmeliklerin hangisi çıktı? Samimiyetiniz bu kadarmış. TSD olarak,
engellilerin haklı talepleri için mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Asla
sessiz kalmayacağı z.''
Vedat Osmanoğlu (Sakatlar Derneği Kadıköy Şube Başkanı): Ulaşım bizim için
önemli bir problem. Biyolojik engellerimiz nedeniyle yaşadığımız sorunlar
yetersiz gelmiyormuş gibi bir de özel halk otobüslerinde seyahat ederken
ulaşım ücreti vermememiz nedeniyle görevlilerin sözlü tacizine uğruyoruz.
Hatta küfrediyorlar ve otobüslere almak istemiyorlar. Sorunların çözümünde
bir arpa boyu bile yol katedilmedi.
Ahmet Gürlevik (Türkiye Sakatlar Derneği Gaziosmanpaşa Şube Başkanı):
Yöneticilerimiz duyarsızlıklarını ısrarla sürdürüyor. Engelilere yönelik
negatif ayrımcılık devam ediyor. Yerel yöneticiler yaptıkları hizmetleri
engelilerin sorunlarını dikkate almadan gerçekleştiriyor. Bu da
engellilere yeni engeller çıkarıyor.
Teslime Toplacı: Yaşamın her alanında engellilerle karşılaşıyoruz. Hatta
yeni yasa da bizim için engel. Yasanın eskisine göre daha geri ve ayakları
yere basmayan bir yasa olduğunu düşünüyorum. Yerel yönetimler,
düzenlemeler yaparken engellileri de dikkate almak zorunda. Aksi halde
yapılan çalışmalar engelilerin yaşamını zorlaştırmaktan öteye gitmeyecek.
Bunun en basit örneğini, bizi engelleyen İstiklal Caddesi çalışmalarında
da görebiliyoruz.
CNNTürk TV - 5n1k Programı
(9/Ara/05)
Bugün Gazetesi (10/Ara/05)
Takvim Gazetesi (12/Ara/05)
Evrensel Gazetesi (22/Ara/05)
CNN TÜRK -Gece Görüşü ve Ajans
Programları- (22/Ara/05)
BiaNet (24/Ara/05)
Altta Kalan Kimliğin Vay Haline!
Haklar temelinde örgütlenmiş, ezen-ezilen ilişkisini doğuran toplumsal
hiyerarşiyi yeniden üretmeyen, kendilerinin değil de kimliklerini
oluşturan toplumsal kodların teşhirini amaçlayan ve sosyal ben merkezci
olmayan siyasetlere ihtiyacımız var.
BİA Haber Merkezi
24/12/2005 Çağrı
DOĞANsurveyor@mail.koc.netBİA
(İstanbul) - Bir varmış, bir yokmuş. Yıllar
öncesine kadar, kadınların kamusal alanlarda pek görünmediği bir ülke
varmış.
Zamanla, kadınlar, kah ucuz işgücü olarak, kah
kendilerindeki dişil olanın geliştirilip teşhir edildiği ve pazarlandığı,
kadın cinselliğinin doğrudan erkeğe sunulduğu genelevler, kadınların
hanımlaştırıldığı güzellik salonları, güzellik yarışmaları, mankenlik
ajansları vb kurumsal yapılarda toplanarak; kah vücutlarını örtüp dişil
olanı da gizleyerek, kah teşhir ederek; ama nihayetinde, erkek egemen
sistemin istediği biçimlerde, kamusal alanlarda görülmeye başlamışlar.
Kadınların toplumsal yaşamdan dişi oldukları için dışlandığı ya da
dişiliklerini öne çıkararak sosyal yaşama dahil olabildikleri bu ahval ve
şeraitte, seksi olmadan toplumsal yaşamda kadın olarak yer almak, sadece
insan olmanın değeriyle tartılmak isteyenlerin işi hayli zormuş. Gün
gelmiş bu ülkede, bir süre önce, kadınların dişiliklerine yönelik
çalışmalar yapmak üzere, Başbakanlığa bağlı dişiler idaresi diye bir birim
kurulmuş.
Bu birim, kadınların ped, prezervatif, doğum kontrol
hapı, kozmetik malzemeleri vb çeşitli ürünleri indirimli ya da ücretsiz
olarak edinebilmeleri için, üzerinde sahip olanın vücut ölçülerinin,
yumurta üretme kapasitesinin, bakirelik durumunun ve dişilik oranının
yazdığı Dişilik Kimlik Kartı adlı bir kart dağıtmaya başlamış.
Bu
uygulama karşısında kimsenin çıtı çıkmamış. Daha önce, bu tür
indirimlerden ve çeşitli haklardan yararlanmak için altı ayda bir dişilik
raporu almak gerektiğinden, ve her yerde kartın ibrazı gerekmediğinden,
işleri kolaylaştırma olasılığını da düşünerek bir sürü kadın bu karttan
edinmekte bir beis görmemiş.
Dişiler İdaresi'nin söz konusu
uygulamasıyla toplumda ne kadar dişi olduğunu öğrenemediğinden mi
bilinmez, bir gün mevcut hükümet bu uygulamayı yürürlükten kaldırmaya
karar vermiş ve soruna kökten bir çözüm bulmanın heyecanıyla, dişilik
bilgilerinin herkes için verilen nüfus cüzdanlarına işletilmesini emreden
bir ferman yayınlamış.
Dişiliklerini yadsımadan, gizlemeden ya da
teşhir etmeden kadın olarak yaşamak isteyen bir grup kadın, bu fermanı
bardağı taşıran son damla olarak algılayıp isyan etmişler ve fermanın
iptali için mahkemeye başvurmuşlar.
Bu kez de, kendilerini
kadınların hakları yerine dişilikleri üzerinden var eden, bazı genelev
patron/patroniçeleri ve mankenlik ajansı sahipleri, bu uygulama karşısında
sessiz kalmakla yetinmeyip, isyancıların bir bardak suda fırtına
kopardıklarını, dişiler için hiçbir şey yapmayıp, durmadan yapanları
eleştirdiklerini söyleyip yazarak, işi, isyancılara karşı bir karalama
kampanyası başlatmaya kadar götürmüşler.
Sonra ne mi olmuş?
Göreceğiz!
Ara not: Yukarıdaki masalsı denklemde biyolojik bir
duruma işaret eden dişi, özürlü; sosyal bir kimlik olan
kadın, sakat; egemen olanın
hizmetine sokulmuş kadına işaret eden hanım, engelli; seksi, ezik ve mahkeme, Danıştay
değerindedir. Değerleri belirtilmemiş olan ifadelerin değerleri okuyucu
tarafından verilebilir.
Özürlü
kimlik kartı
Gerçekten de, 30 Ekim'de, ulusal düzeyde
özürlüler veri tabanı oluşturulması ve özürlülerin kendilerine tanınan hak
ve hizmetlerden kolaylıkla yararlanabilmelerini sağlama gerekçesiyle,
özürlülük bilgilerinin isteğe bağlı olarak nüfus cüzdanında yer almasını
öngören bir yönetmelik çıkarıldı; bu gerekçeyle daha önce hayata geçirilen
"özürlü kimlik kartı" uygulamasına son verildi.
Kendilerini
özürlülük merkezli yapılarda ifade edemeyen bir grup da, söz konusu
yönetmeliğin iptali için Danıştay'da dava açtı. Konuyla ilgili ayrıntılı
bilgi almak isteyenler TurkQuad
adresini ziyaret edebilirler.
Ezilen kimlikler ve toplumsal mücadele
Yazıya, kimlik kartıyla ilgili kısım dışında kadınlar
için büyük ölçüde gerçeği yansıtan masalsı anlatımın alınmasının iki temel
nedeni var. Birincisi, ezilen kimliklerin durumlarının benzerliğine ve
ortak mücadelenin gereğine işaret etme kaygısı.
Yeri gelmişken,
Türkiye'de 1965 yılında, sağırlar okullarında işaret dilinin
kullanılmasının yasaklandığını da hatırlatalım. İkincisi, aslında utanç
verici bir durum yazan için ama, doğrudan sakatlığa ilişkin anlatımın
okuyanların ilgisini çekmeyeceği kaygısı. Zira utandıranları utandıracak
bir sakat hareketinin varlığından söz etmek güç.
Yakın gelecekte,
sınıf merkezli anlayışların, sakatlık, kadınlık vb kimliklere dair doğru
siyaset geliştirmeleri olanaklı ve olası görünmüyor.
Bu durumda,
bu kimlik sahiplerinin onların doğruyu bulmalarını bekleyecek hali yok
tabii. Öte yandan, sakatlar dahil tüm toplumsal kesimleri sakatlayan
neo-liberal politikaların geliştiricileri ve uygulayıcılarının kucağına
oturmak da çözüm değil.
Haklar temelinde örgütlenmiş, ezen-ezilen
ilişkisini yaratan toplumsal hiyerarşiyi kendi içlerinde yeniden
üretmeyen, kendilerinin değil de kimliklerini oluşturan toplumsal kodların
teşhirini amaçlayan ve sosyal ben merkezci olmayan siyasetlere ihtiyacımız
var.
Kimlikler yan yana
duruversin
Tarih, bir dönem için statükonun kitleler
lehine hizaya getirilmesi mücadelesinin motoru olan güçlerin, kısa bir
sure içinde kitleleri statüko lehine hizaya getirmeye çalışan iktidarlara
dönüşmesinin örnekleriyle dolu.
Günah, tarihi, hiyerarşik ve
sosyal ben merkezci anlayışla yazan hareketlerin boynunda. ABD güdümlü
hale gelen eski doğu bloğu ülkeleri ve Kürt hareketinin durumu en güncel
örnekler arasında. Yazının konusu bağlamında, Altı Nokta Körler Derneği'nin
sözü edilen yönetmeliği olumlayan tavrı da, yukarıdaki önermeyi
gerçekleyen örneklerden.
Kimliklerin hangisi üstte hangisi altta
olsun tartışmasının yapıldığı masayı, "neden üst üste duruyor şu canına
yandığımın kimlikleri Allah aşkına? Yan yana duruversinler!" deyip terk
ettiğimizde ve masayı kendisiyle baş başa bıraktığımızda aralamış olacağız
sanırım daha adil bir dünyanın kapılarını. Ütopya mı? Olsun. Ütopyanın
suçu ne? (ÇD/EK)
Takvim Gazetesi (26/Ara/05)
Takvim Gazetesi
(2/Oca/06)
Posta Gazetesi
(Yavuz KOCAÖMER)(06/Oca/06)
Nüfus Cüzdanı ve
Engelliler
30/10/2005 tarih ve 25981 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan bir
yönetmeliğe göre özürlülere ilişkin bilgiler bundan böyle Ulusal Özürlüler
Veri Tabanı ve MERNİS Veri Tabanı'nda yer alacak. Bu yönetmelikle yakın
bir gelecekte, adı geçen veri tabanlarının kamu kurum ve kuruluşlarının
paylaşımına açılması, böylece özürlü vatandaşlarımızın gerekli bilgilerine
belgelendirme şartı olmadan ulaşılması sağlanacak. Bilindiği gibi, anılan
yönetmelik yürürlüğe girmeden önce, engellilere Başbakanlık Özürlüler
İdaresi Başkanlığınca tanınan hak ve hizmetlerden yararlanmak için
"özürlüler için kimlik kartı" düzenlenmekteydi. Ancak, söz konusu
kartların, sadece bir kurum eliyle ve merkezden verilmesinin yarattığı
bürokrasi, kartların hazırlanması sürecini uzatmaktaydı. Bu nedenle,
Özürlüler Kanunu'nda yapılan düzenleme ile valiliklere yetki verilerek,
özürlüler için kimlik kartı yerine nüfus cüzdanlarında özürlülük
bilgilerinin yer alması sağlanmıştır. Bu bilgiler sadece özürlünün talep
etmesi halinde nüfus cüzdanlarında yer alacaktır. Özürlülükle ilgili
bilgilerin nüfus cüzdanında yer almasını istemeyen özürlülerimiz, tanınan
hak ve hizmetlerden, eskiden olduğu gibi sağlık kurulu raporlarını ibraz
ederek yararlanacaklardır.
Bu T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi tarafından yapılan bir açıklamadır.
Gerek var mıydı?
Bir taraftan "isteyen nüfus cüzdanına engelli olup olmadığını yazdıracak"
derken, diğer taraftan "İstemeyenler tanınan hak ve hizmetlerden eskiden
olduğu gibi sağlık kurulu raporlarını ibraz ederek yararlanacaktır"
cümlesi bize göre çelişki yaratmaktadır. Bir taraftan serbest
bırakacaksınız, öte taraftan yine sağlık kurulu raporunda özürlülere
sağlayacağı faydalardan yararlanmak konusunda belge olarak kabul
edeceksiniz. Bu durum uygulamada eskisinden daha karışık sonuçlara yol
açacaktır. Bir müddet sonra, özellikle devlet dairelerinde yapılan
işlemlerde, genelde bu tip yönetmelikler iyi okunup algılanmadığı için
sorunlar ortaya çıkacaktır. Bazı devlet kurumları "Artık engellilerin
engeli nüfus kağıtlarına yazılıyor, git nüfus kağıdına yazdır" diyecek
kadar ileri gideceklerdir. Ve bu konuda şikayetler artacaktır. Bu bakımdan
Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın kimseye danışmadan, demokratik bir
katılıma gerek görmeden aldığı bu kararı biz biraz hızlı tren projesine
benzetiyoruz.
Ayrımcılık mı?
Bildiğimiz kadarıyla dünyada hiçbir ülkenin nüfus kağıdında insanların
engelli olup olmadığı yazmaz. Hukuki bakımdan bunun bir ayrımcılık olup
olmadığını tartışmak çok uzun zaman alır. Bunu hukukçulara bırakarak, biz
konunun pratik yönüne bakmak istiyoruz. Ancak bu arada hemen belirtmemiz
gerekir ki bu yönetmeliğin nüfus cüzdanı düzenleme ile ilgili yasa
maddelerine aykırı olup olmadığının da araştırılması gerekir.
Hemofili - ne fili?
Şimdi gözümüzde şöyle bir sahneyi canlandıralım. Hemofili (kan hastalığı)
hastalığı bulunan bir vatandaşımız nüfus kağıdına diyelim ki "Yüzde 70
oranında engellidir" diye yazdırmış. Sonra herhangi bir işi için bir
devlet kurumuna başvuruyor. Kurumdaki memurla engelli vatandaşımız
arasında şöyle bir konuşma geçecek herhalde:
"Kardeşim burada yüzde 70 engelli yazıyor, senin de hiçbir tarafında eksik
yok. Nasıl engel bu?"
"Efendim, ben hemofili'yim."
"Ne fili kardeşim? Sen sakat değilsin ki. Sapasağlam duruyorsun karşımda.
Ne filinden bahsediyorsun?"
Eğitim seviyesinin belli olduğu ülkemizde, yukarıda yazdığımız senaryonun
gerçekleşeceğine inanmamak elde değil. Fiziksel veya zeka engeline sahip
bir insanımız zaten bunu diğer insanlara doğal olarak göstermektedir.
Ancak hemofili, Behçet hastalığı, ağır kanser hastalığı geçiren bir insan,
astım hastaları gibi dışardan bakıldığında engelleri belli olmayan
insanlarımıza, nüfus kağıtlarına "İsterseniz siz de engelinizi yazdırın"
diyerek işin içinden çıkmak ne derece doğrudur?
Diğer engelli gurupları
Özellikle görme engelliler grubunda internet sitelerinde bu konudaki
tartışmalar devam ediyor. Gördüğümüz kadarıyla görme engelli insanlarımız
konuyu daha çok fiziksel engel olarak görüp nüfus kağıtlarına engel
oranının yazılmasında bir sakınca görmüyorlar. Karşı çıkanlar ise
ayrımcılık ve insanların aşağılanması konularından hareketle duyarlılık
gösteriyorlar ki onlar da haksız değiller. Bir de Av. Turhan İçli gibi
"Fırsat bu fırsat" deyip sadece bir engelli grubunun bu konudaki
görüşlerini dile getirdiğini düşünerek yazanlar var. Açıklamasının bir
yerinde şöyle diyor: "Şu özel hayatın gizliliğine aykırılık iddiasına
gelince; bu gerçekten son derece gülünç bir iddiadır. Hiç kuşku yok ki
özürlülük durumu özel hayatın gizlilik kapsamına girebilecek bir kavram
değildir. Bizler yıllardan beri özürlü olduğumuzu gizlemek yerine, açığa
vurarak toplumsal varlığımızı hissettirmeye, toplumun özürlülerle iç içe
ve yan yana yaşaması gerektiği bilincini yaratmaya ve yaymaya, haklarımızı
toplumsal varlığımızın ve bileğimizin gücüyle elde etmeye çalışırken,
birileri çıkıp özürlünün özel hayatı gizliliği çerçevesinde bir olgu
olduğu iddiasını ortaya atıyor. Bu hiçbir surette ciddiye alınabilecek bir
sav olamaz. Buna sadece gülünür."
Av. Turhan İçli'nin yazdığı bu satırları, kalıcı hastalıklara sahip
engelli grubuna giren, yukarıda saydığımız bazı hastalıklara sahip
insanlarımız okuyunca, herhalde onlarda bu yazılanlara gülecektir. İşte
Türkiye'de toplumsal birleşmenin her konuda ve tüm toplumu kapsayacak
şekilde yapılamadığının bir başka örneği. Ayrıca, ülkemizdeki 8,5 milyon
engelli insanımızın en az 5,5 milyonunun engelinin dışardan gözükmeyeceği
şekilde kalıcı hastalıklar olduğunu da unutmamamız gerekir.
En büyük dernek bizim dernek
Yine bu tartışmalarda ortaya çıkan bir başka gerçek de, Türkiye'de kurulu
çeşitli veya aynı engel guruplarında faaliyet gösteren derneklerin,
kurumların ve kuruluşların hepsinin "En iyi ben bilirim, en iyi dernek
benim derneğimdir" iddiasını yansıtması. Bundan dolayı da Türkiye'de
engelliler hareketi arzu edilen şekilde tek ses, tek yürek olarak ortaya
çıkamamaktadır. Çünkü ucuz hesaplar peşinde koşan, falanca derneğe,
filanca federasyona yönetim kurulu üyesi, başkan olmak için kırk takla
atan yönetici tiplerinin bu olumsuz davranışlarının cezası çekilmektedir.
Böyle tartışmalara demokrasi demek, bu tartışmaların içinde olanlar
tarafından ileri sürülen bir bahanedir. Gönül ister ki engelliler
camiasına hizmet eden, ama bu hizmetleri yaparken "En iyi ben bilirim, en
başta ben olacağım" diyen ve bugün nerede olduğu belli olmayan bir kısım
yöneticiler, genç dernek yöneticilerine örnek olsun.
Açık Radyo
(..... söyleşi 19/Oca/06)
Kırmızıçizgi
Dergisi (01/Mar/06)
Posta Gazetesi
(Yavuz KOCAÖMER)(24/Nis/06)
Engelliler camiasında neler oluyor ?
Sevgili okurlarım, bu hafta sizlerle engelliler camiasını ilgilendiren
bazı haberleri paylaşacağız.
Türk Hava Yoları'nın cevabı
6 ay süren yazışmalardan sonra THY nihayet okurumuz Uğur Becerikli'ye
cevap verdi. THY 'da çalışan engelli personel sayısı 58 'miş. Buna göre
daha yaklaşık THY 70 engelli personeli daha iş yasası gereği çalıştırmak
mecburiyetinde. Aldığımız bilgilere göre bu konuda çalışmalar devam
ediyormuş.
Merak ettiğimiz bir başka husus ise , THY'nin yasaya uymayarak,
çalıştırmadığı her personel için 750 YTL aylığı 2005 yılında devletin
hesabına yatırıp yatırmadığı. Ama yine biliyoruz ki THY bu soruya da cevap
vermekte zorlanacak.
İçişleri Bakanlığı Genelgesi
10 Mart tarihinde T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü bir genelge yayınladı. 13 Mart tarihi itibariyle engelli
vatandaşlarımızın engel oranlarına ilişkin bilgilerin MERNİS Veri
Tabanı'na aktarıldığını bildirdi. Bu çerçevede engelli vatandaşlara
verilen nüfus cüzdanlarının arka yüzünün onay bölümünün üst kısmında ''
Yüzde ..... oranında özürlüdür '' ibaresinin yer alacağı açıklandı.
Engel bilgisi MERNİS Veri Tabanı'nda yer alan vatandaşlarımızın
müracaatlarında, kendilerinden nüfus cüzdanı talep belgesi dışında başka
belge istenmeyecektir. Sadece beyanlarına dayanılarak nüfus cüzdanlarında
'' engel oranının '' yer alması sağlanacaktır. İstenmedi takdirde '' engel
oranı '' hiçbir şekilde nüfus cüzdanlarında yer almayacak.
Fikrimiz değişmedi
Her ne kadar engelli vatandaşlarımızdan istemeyenler nüfus cüzdanlarına
engellilik oranını işletmek zorunda değil. Ama ileride hep birlikte
birtakım anlaşmazlık ve tartışmaların ortaya çıkacağına kesin gözüyle
bakmaktayız. Bizdeki bilgilere göre, hiçbir Batı ülkesindeki engelli
insanların nüfus kağıtlarında engel oranı yazmıyor. Bu konu insan hakları
yönünden çok tartışıldı. Şuan devam etmekte olanda bir dava da var. Bunun
sonucunu beklemek gerekir. Ancak anlayamadığımız , yapacak bir çok iş
varken , bu tip önem arz etmeyen konulara eğilerek tartışmalara meydan
verilmesi. Bir süre sonra çeşitli devlet kurumlarında işlerini yaptırmak
isteyen engelliler ile oradaki görevliler arasındaki tartışmalara da tanık
olacağız.
Ömer Balıbey'e
3 Nisan tarihli köşemizde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey'den
19/12/2005 tarihli yazımızla ilgili araştırma sonuçlarını beklediğimizi
belirtmiştik. Hassasiyet göstererek yazımızın yayınladığının ertesi günü
bir faks çekti. Müfettişlerin yaptığı incelemenin devam etmekte olduğunu
belirtip sonuçlandığında bilgi vereceğini söyledi. Bu köşede yazılan bir
şey unutulmaz. Bu bakımdan da diğer köşelerden biraz farklıdır. Biz ,
görevimiz gereği her 6 haftada bir Sayın Balıbey'e buradan '' Ne zaman
bitecek bu araştırma '' diye sesleniriz. Bu arada dikkatimiz çeken , tüm
devlet dairelerinde olduğu gibi yine Ömer Balıbey'in de gönderdiği yazının
altında ne '' Saygılarımla '' , ne '' Sevgilerimle'' diye bir sözcük
olmaması. '' Bilgilerinizi rica ederim '' demiş ve imzalamış. Yine
söylüyoruz. Avrupa Birliği'ne girmeye çaba gösterdiğimiz şu günlerde bu
Osmanlı devrinden kalan anlayış değişmek zorunda. Batı ülkelerinde devlet
kurumları vatandaşlarına yazı yazarken altına ''Saygılarımla'' veya ''
Dostane selamlarımla'' diye bir ibareyi muhakkak koyar. Bu ibareyi
koydukları içinde ne o devlet kurumunu temsil eden insanlar küçülür, ne de
onlara gösterilen saygıda bir azalma olur. Tam aksine devlet kurumlarıyla
halk kaynaşır . İnsanların tercihlerine göre bir kısmının devlette , bir
kısmının da özel sektörde çalıştığı herkes tarafından son derece normal
karşılanır. Bunun bir eğitim konusu olduğunu düşünerek sevgili Ömer
Balıbey'den bu konuda da öncülük bekliyoruz.
TSD Gönen Şubesi
Türkiye Sakatlar Derneği'nin Gönen Şubesi de aktif sivil toplum
örgütlerinden bir tanesi. 1992 yılında kurulan dernek , bu güne kadar
tekerlekli sandalye , akülü sandalye dağıtımlarının yanı sıra , Gönen
İlçesi'nde engelli insanlarımıza devlet hastanelerinden raporlar alarak ,
gerektiğinde aylık bağlayarak , öğrencilere eğitim yardımı yaparak ,
sağlık desteğinde bulunarak faaliyetlerini yürütüyor.
Özürlüler Eğitim , Kültür Merkezi ve Yurdu
Gönen Özürlüler Eğitim , Kültür Merkezi ve Yurdu'nun temeli 17 Mayıs 2003
tarihinde atılmış. İlçe Kaymakamı Mehmet Demirezer, Belediye Başkanı
Hayati Köse 'nin destekleriyle inşaat ilerliyor. Ancak toplam 5 kattan
oluşan , 5 bin metrekare inşaat alanına sahip olan binanın inşaatının
tamamlanmasında zorlanılıyor. En modern tekniklerle , tüm engelli
guruplarına hizmet edecek şekilde tasarlanan binanın tamamlanabilmesi için
desteğe ihtiyaç var. Konu ile ilgilenen vatandaşlarımızın ( 0 266 ) 762 59
07 no'lu telefondan bizzat Dernek Başkanı Nihat Kaban'a ulaşarak bilgi
almaları mümkün.
Engelleri kaldıralım
Söz Türkiye Sakatlar Derneğinden açılmışken genel merkez tarafından kısa
bir süre önce başlatılan '' Engelleri kaldıralım ''' kampanyası ile ilgili
de birtakım bilgiler vermek istiyoruz.
Kampanya Turkcell ve Avea GSM Şirketleri tarafından sağlanan 5045 mesaj
hattına gönderilecek mesajlardan elde edilen gelir ile yürütülecek. Her
boş mesaj 2.5 YTL değerinde. Bu proje ; mimari ve insani düzenlemeler ile
uygar toplumlara yaraşır örnekler yaratmayı hedefliyor. Proje kapsamında
belirlenecek okullarda, mimari düzenlemeler ( rampa, asansör, tuvalet v.b)
yapılacak. İhtiyaç sahibi engelli öğrencilerin öğrenim ortez, protez ,
koltuk değneği , tekerlekli sandalye ihtiyaçları karşılanacak, onlara
eğitim bursu verilecek. Proje hayata geçirilirken sivil toplum kuruluşları
, ilgili meslek kuruluşları ve kamu daireleri ile ortak hareket edilecek.
Artık söz siz sevgili okuyucularımızda. 5045 'e boş bir mesaj atın ve
Türkiye'nin en düzgün çalışan sevil toplum örgütlerinden bir olan Türkiye
Sakatlar Derneği'ne bu kampanyada destek olun.