Ankara Bölge Beşinci İdare Mahkemesinde 2006 / 360 esas numarası ile görülmekte olan dava

Bir engelli, engeline dayanarak, ister yurt dışından ister yurt içinden satın aldığı arabasını, trafiğe kayıt ettirdiğinde, ruhsatına "SATILAMAZ, DEVREDİLEMEZ, BAŞKASI TARAFINDAN KULLANILAMAZ ibareleri yazılırken, engelli olduğunu haksız yere tüm sokaktakilere afişe eden "sakat" işaretli plaka takmak zorunda kalmaktadır.

Bu haksız uygulamaya karşı durmak için açılan davaya tüm Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının sahip çıkması gerekir. TürkQuad Engelliler Paylaşım Grubu.

Dava dilekçemiz aşağıdadır. Birlikten güç ve başarı doğar. Aynı görüşü paylaşan her insan, dernek, STK davaya katılabilir.

Davaya katılmak için ne yapacaksınız?

Oncelikle belirtelim, davaya dilekce ile katılmak, duruşmalara gelmenizi gerektirmiyor. Dava duruşmalarına, davayı açanların avukatları katılacaklar. Dilekçenizi gönderme dışında bir harcamanız olmayacak.

1) Bulunduğunuz yer idare mahkemesi aracılığı ile, bulunduğunuz yerde idare mahkemesi yoksa, adliye nöbetçi asliye hukuk mahkemesi aracılığı ile cüzi müdahil harcı ve posta ücretini verip DiLEKCE(tıklayınız) Ankara Bölge 5. İdare Mahkemesi'ne yollanacaktır.

2) Eğer İstanbul'da ikamet ediyorsanız ve bu işlemleri bir avukat aracılığı ile yapmak istiyorsanız, DiLEKCE(tıklayınız)'yi doldurup imzalayıp, Av. Betal ÖZAY'ı (216)410 36 66 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

BİRLİKTEN GÜÇ ve BAŞARI DOĞAR. Eğer siz de aynı duyarlılıkta iseniz. Avukat tutmanıza, masraf yapmanıza gerek kalmadan, gücünüzü katabilirsiniz. Eğer idare mahkemesine nasıl gideceğinizi, işlemleri nasıl yapacağınızı, nasıl dilekçe yazacağınızı gözünüzde büyütüyor içinden çıkamıyorsanız,
a-arikan@tr.net adresine bir e-posta gönderin size daha fazla nasıl yardımcı olabileceğimizi birlikte düşünelim.

DAVA DİLEKÇEMİZ

Av.Senih ÖZAY

Av.Murat Fatih ÜLKÜ

Av.Eren İLHAN GÜNEY

Av.Cem NEMUTLU

1407sk. NO:2/5 Alsancak İzmir Tel:4210094-95-96 Faks:4210115

avsenih@hotmail.com / erenguney@hotmail.com / cnemutlu@hotmail.com / mfulku@hotmail.com

 İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA

ANKARA

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI VE DURUŞMA GÜNÜ VERİLMESİ TALEBİ VARDIR.

Davacı : Avni Arıkan

Vekili : Av. Senih Özay - Av. Murat Fatih ÜLKÜ - Av. Eren İLHAN GÜNEY - Av. Cem NEMUTLU - Av. Osman Betal Özay (antetteki adres )

Davalı :İçişleri Bakanlığı - Ankara

Konu: Herhangi bir plakada "sakat" işaretinin bulunması, Anayasamızın, kanun önünde eşitlik başlığı altındaki 10uncu maddesinin 3üncü bendine, temel hak ve hürriyetler ile ilgili maddelere ve özel hayatın gizliliği ve korunması maddelerine, Avrupa insan hakları sözleşmesinin ilgili hükümlerine, 5378 sayılı yasanın ilgili maddelerine ters düşmektedir. Bundan dolayı, müvekkilimiz aracındaki plakalardan "sakat"lara mahsus işaretin sökülmesi yolunda İçişleri Bakanlığı'na yaptığımız başvuru neticesinde ilgili kurumca tarafımıza gönderilen 4.1.2006 tarih ve B.05.1.EGM.0.85.04.02.64024/40-04-1200-92-11532 sayılı cevapta belirtilen "vergi muafiyetlerine ilişkin bu araçların kullanımında oluşabilecek suiistimallerin önlenmesi ve gerekli denetimin etkinliği ve kolaylığı açısından uygulamanın gerekliğine ilişkin" savunulan red işleminin; Konu, maksat, şekil, sebep, yetki yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline ve her iki koşulu bulunduğundan yani hem bir yandan hukuka aykırılığı apaçık gözlenebildiğinden ve hem telafisi imkansız zararlara yol açacak durum taşıdığından yürütmenin durdurulmasına, ve olası tebligatların memur eliyle ve ivedi yapılmasına ve verilecek sürelerin kısa tutulmasına ve duruşma günü verilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesi talebidir.

Tebliğ tarihi: 5/1/2006

Açıklamalar :

1. Müvekilimiz ;

Avni Arıkan

Müvekkilimin devlet hastanesinden aldığı, özürlü raporu ve bu raporda yazan "özel tertibatlı araç kullanabilir" ifadesine dayanarak ithal ettiği aracında, 15.01.1999 tarihinde trafik kuruluşlarınca takılan tescil plakalarında "sakat"lara mahsus işaret bulunmaktadır. 06 AVM 33 plakalı aracındaki "sakat"lara mahsus işaretin aşağıdaki gerekçelere dayanılarak sökülmesi ve bu yolda ittihaz olunan red işleminin iptalini talep ederiz.

Şöyle ki;

Trafikte sürücü olabilme koşulları yani sürücü belgesi alabilme koşulları, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin Beşinci Kısmının, Birinci Bölümünde sayılmıştır. Sağlık muayenesine ilişkin esaslar, İkinci Bölümde belirtilmiştir. Sürücü adayları yukarıdaki koşulları sağlayarak sürücü olabilirler. Sürücü belgelerinin sınıfları aynı bölümde sıralanmıştır. Sürücüler, belgesinde gösterilen sınıfındaki aracı ve yönetmeliğin beşinci kısım, dördüncü bölümünde tanımlanan diğer sınıftaki araçları kullanabilmektedir.

Aynı yönetmeliğin Altıncı Kısmında, trafikte uyulması zorunlu kurallar sıralanmıştır. Bu kurallar trafikteki tüm sürücü ve yayalar için geçerlidir. Yönetmelikte trafikte bulunan bazı özel araçlara bazı istisnalar getirilmiştir. Bu araçlar yönetmelikte tanımlanan işaretleri taşımakla yükümlüdürler ve bu araçlar, kamuya ait Ambulans, İtfaiye, Polis gibi hizmet araçlarıdır. Bunlar dışında hiç bir araç yönetmelikte sıralanan trafik kurallarda ayrıcalık hakkına sahip değildir.

Trafik kuralları, trafikte bulunan tüm sürücü ve yayalar için eşit şekilde geçerliyken, sürücü belgelerinde belirtilen A, B, C gibi o sürücünün kullanabileceği araç niteliğini gösterir sınıfı, kullandığı aracın plakasında gösterilmezken, engellilere ait araçlar için, H sınıfı, aynı zamanda sürücü belgesinde ve araç tescil ruhsatında yer alırken kullandığı aracın plakasında da herkese teşhir edilerek açıkça gösteriliyor olması, Anayasamızın eşitlik ilkelerine, özel hayatın gizliliği ilkelerine aykırıdır. Ayrıca bu şekilde yapılan anlamsız bir teşhir Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.maddesinin 1.fıkrasına da aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu fıkrada belirtildiği üzere 'herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.' Bu şekilde yersiz, dayanaksız ve hiçbir anlamı olmayan bir teşhir diğer vatandaşlarımızın dikkatini Türkiye'de ikamet etmekte olan, resmi verilere göre 8,5milyon resmi olmayan verilere göre ise 10 milyon engelli vatandaşımızın aleyhine olmak suretiyle üzerine çekmekte ve bu engelli vatandaşlarımızın insan onurunu ve haysiyetini rencide etmektedir. Ayrıca yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14.maddesinde yer alan hüküm uyarınca ' Bu sözleşmede yer alan haklar herkese hiçbir ayrımcılık gözetilmeden uygulanır.' Araç plakalarında yer alan 'sakat' ibaresi vatandaşlar arasında bir ayrımcılık yaratmaktadır. Bu ayrım ise lehe olarak hiçbir zaman uygulanmamış, bir yararı olmadan uygulandığı için kişilik haklarına saldırı niteliği taşımakta ve tamamen aleyhe uygulanmaktadır. Bu sebeple sözleşmenin 14.maddesi de ihlal edilmektedir. Engellilerin kullandıkları araç plakalarında yer alan 'sakat' ibaresinin engelliler yararına olduğu ve diğer vatandaşların engelli vatandaşlara karşı daha dikkatli olmasını sağladığı savunması her türlü dayanaktan yoksundur. Çünkü polis, itfaiye ve ambulans gibi hizmet araçları dışındaki her araç trafikte eşit haklara sahiptir. Araç sürücüsüne, ister engelli olsun ister olmasın eşit kurallar uygulanmaktadır. Peki bu durumda bu ibarenin plakalarda bulunmasının ne mantığı var? Zaten engellilere yarım vatandaş gözüyle bakılan ülkemizde bu tür bir uygulama engelli vatandaşlarımızın onurlarını ve haysiyetlerini kırıcı boyutlara ulaşmıştır.

Engelli (özürlü, sakat) kişi eğer sürücü durumundaysa, diğer sürücülerden farklı olarak, yönetmeliğin ve trafik yasasının ilgili maddelerine göre belirlenmiş ve düzenlenmiş, sadece park yeri ayrıcalığına sahiptir. Engelli sürücünün kullanabileceği park yerleri yetkili merciler tarafından, "sakat"lara özgü işaretle işaretlenmiştir. Yönetmeliğin ve trafik kanunun ilgili maddelerinde, bu işaretin bulunduğu alana, engelli aracından hariç aracın park etmesi de yasaklanmıştır. Ayrıca 1 Temmuz 2005 tarihli 5378 sayılı yasanın 31. maddesi Karayolları Trafik Kanunun ilgili maddesine ek yaparak, engelliler için ayrılmış yerlere park edenlere uygulanacak para cezasını iki katına çıkarmıştır. (5378 sayılı yasanın 31.maddesi; 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ve ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
o) Özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde,
(o) bendinin ihlâli hâlinde para cezası iki kat artırılır.)

Aynı işaretin hem plaka üzerinde hem de park yerinde bulunmasının hiç bir mantığı bulunmamaktadır. Tüm trafik kuralları içinde park yeri ayrıcalığından başka hiç bir ayrıcalığa sahip olmayan engelli sürücülerin H sınıfı sürücü belgesi sahibi oldukları, araçlarının plakalarında herkese ilan edilerek dolaşmaları, engellilerin kişi hak ve özgürlüklerine saldırı niteliğindedir. Ayrıca kötü niyetli insanlara, araç içindeki sürücünün bedensel gücünün eksik olduğunun ilan edilmesidir ki, bu durum engelli sürücülere yapılacak saldırı sonucunda araçlarının ve mallarının zorla gasp edilmesini teşvik etmek anlamına gelmektedir. Bu olay kişi güvenliğiyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kişi güvenliği ile ilişkili 5. maddesi ihlal edilmiş olmaktadır. Çünkü plakalarda bulunan 'sakat' ibaresi Türkiye gibi gasp, hırsızlık, kapkaççılık suçlarının en üst düzeyde yaşandığı bir ülkede, bu tür suçlarla uğraşan kişilere engelli vatandaşlarımızı açık hedef olarak göstermektedir. Bunu hiçbir mantık bir temele dayandıramaz. Sanki engelli vatandaşlarımız çok rahat bir yaşam sürüyorlarmış gibi, sanki her türlü sosyal güvenlikleri tammış gibi bir de bütün bu olumsuzluklara ek olarak, teşhir ederek suçlu kişilere karşı yem haline getiriyoruz. Engelli sürücü, dilediği yerde kullanmak(ön ve arka camda görünür bir yere asmak suretiyle) üzere aracında "sakat"lara mahsus işaret bulunan bir tabela taşıyabilir. Bu engelli sürücüye, kendi isteğine bağlı olarak "sakat" olduğunu deklare etme hakkını verecektir. Diğer şekilde, istem dışı, zorlanarak "sakat" olduğunun tüm insanlara ifşa edilmesi, 1 Temmuz 2005 tarihli 5378 sayılı yasanın, 4üncü maddesine tamamen aykırıdır. "5378 sayılı yasa madde 4; Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur: a) Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her tür istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir. Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz; ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır." demektedir.

Özürlülük kişisel bir durumdur. Vücudun herhangi bir yerinde bulunan işlevsel bozukluk söz konusudur. Yürürlükteki karayolları trafik kanununa göre bu özürlü kişilere H tipi ehliyet verilerek trafiğe çıkmalarına izin verilmiştir, fakat bu kişiler malûl, sakat ve engellilere ait özel tertibatlı araçlar ile trafiğe çıkabilmektedirler. Demek ki bu özel araçlarla trafiğe çıkma yetenekleri tespit ve tescil edilmiştir. O halde trafik akışında ayrımcılığa yol açacak böyle bir uygulama yanlıştır. Trafik akışındaki diğer sürücüler arabadaki söz konusu sakatlara mahsus işareti gördüğünde acıma, genelleme, ön yargı ile yaklaşma sergileyecektir. Bu da özürlü sürücünün onur ve haysiyetini rencide edecektir.

1 Temmuz 2005 tarihli 5378 sayılı yasanın 4. maddesine göre bu kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:

Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her türlü istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir. Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz. Ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır.

Engelli kişi eğer taşıt yolu üzerinde yaya halinde yada motorsuz engelli aracı kullanıyor yada bu aracı başkası kullanıyorsa yönetmeliğin 149. maddesine göre bütün sürücülerin yavaşlama, gerekirse durma zorunluluğu vardır. Yönetmelikte "sakat" işaretli herhangi bir araç için benzeri bir kural yada düzenleme yoktur. Anlaşıldığı üzere yine "sakat" ibaresinin bir fonksiyonu bulunmamaktadır. (damgalanmaktan başka bir fonksiyonu bulunmamaktadır).

Bu düşüncesizce konulmuş ibare engelli vatandaşlarımızın durumunu kendi iradeleri dışında herkese teşhir etmekten, herkesin dikkatini onlar üzerine çekerek ayrımcılık yaratmaktan, onların savunmasızlığını gözler önüne sererek suçluların açık hedefi haline getirmekten başka ne işe yarar ?!!

Engellilik hiçbir zaman utanılması gereken bir durum olarak görülmemeli ve gösterilmemelidir. Engelli vatandaşlarımızın kendileri ile barışık huzurlu bir yaşam sürmeye hakları vardır. Nitekim devletimiz bu hususta gereken önlemleri (sosyal, siyasi, ekonomik) almıştır ve almaya da devam etmelidir. Düzenlenen yönetmelik ve kanunlarımızda bazı eksiklik ve yanlışlıklar var ise düzeltilmelidir. Özürlü vatandaşlarımızın ekonomik, sosyal, kültürel ve sağlık yönünden iyi ve onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için devletimiz gerekli önlemleri almalıdır. Özürlü vatandaşlarımız diğer vatandaşlarımızla kanunlar önünde eşit haklara sahip olmalıdır. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 14. maddesinde yer alan hüküm uyarınca "Bu sözleşmede yer alan haklar herkese hiçbir ayrımcılık gözetilmeden uygulanır." Araç plakalarında yer alan "sakat" ibaresi vatandaşlar arasında bir ayrımcılık yaratmaktadır. engellilerin kullandıkları araç plakalarında yer alan "sakat" ibaresinin engelliler yararına olduğu ve diğer vatandaşların engelli vatandaşlara karşı daha dikkatli olmasını sağladığı savunması her türlü dayanaktan yoksundur. Çünkü; polis, itfaiye ve ambulans araçları dışındaki her araç trafikte eşit haklara sahiptir. Araç sürücüsü ister engelli olsun, ister olmasın eşit kurallar uygulanmaktadır.

Engelli sürücülere, yönetmeliğin ve trafik yasasının ilgili maddeleri ile tanınan park yeri ayrıcalığının kullanılmasında, engelli sürücü dilediği yerde kullanmak(ön ve arka camda görünür bir yere asmak suretiyle) üzere aracında sakatlara mahsus işaret bulunan bir tabela taşıyabilir. Bu engelli sürücüye kendi isteğine bağlı olarak sakat olduğunu deklare etme hakkını verecektir. Ayrıca engelli vatandaşların, sakatlıklarına dayanarak ve resmi prosedürü takip ederek edindikleri özel araçlarına, vergi muafiyeti de tanınmıştır. Bu muafiyet, aracın tescilinde, ilgili trafik şubesi dosya kayıtlarına, vergi dairesi dosya kayıtlarına ve şahsın üzerinde taşıması için, trafik şubesince düzenlenip verilen ruhsatnamesine işlenmektedir. Trafik kontrollerinde, ruhsatnameyi kontrol eden trafik görevlisi, aracı kullanma hakkı olan engelli kişinin mi başkasının mı kullandığını tespit edebilemektedir.

Tüm trafik kuralları içinde park ve vergi muafiyeti ayrıcalığından başka hiçbir ayrıcalığa sahip olmayan engelli sürücülerin H sınıfı sürücü belgesi sahibi oldukları araçlarının plakalarında herkese ilan edilerek dolaşmaları engellileri kişi hak ve özgürlüklerine saldırı niteliğindedir. Ayrıca kötü niyetli insanlara araç içindeki sürücünün bedensel gücünün eksik olduğunun ilan edilmesidir. Bu durum engelli sürücülere yapılacak saldırı sonucunda araçlarının ve mallarının zorla gasp edilmesinin teşvik etmek anlamına gelmektedir. Bu olay kişi güvenliği ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kişi güvenliği ile ilişkili 5. maddesi ihlal edilmiş olmaktadır. Çünkü plakalarda bulunan sakat ibaresi Türkiye gibi gasp, hırsızlık, kapkaççılık suçlarının en üst düzeyde yaşandığı bir ülkede bu tür suçlarla uğraşan kişilere engelleri vatandaşlarımızı açık hedef olarak göstermektedir.

Sonuç olarak herhangi bir plakada "sakat" işaretinin bulunması Anayasamızın, kanun önünde eşitlik başlığı hakkındaki 10. maddesindeki 3. bendinde: "devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.", Temel hak ve hürriyetlerle ilgili maddelere ve özel hayatın gizliliği ve korunması maddelerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili hükümlerine, 5378 sayılı yasanın ilgili maddelerine ters düşmektedir. Bundan dolayı aracındaki plakadan sakatlara mahsus işaretin sökülmesi ve bu yolda idari-icrai karar üretilmelidir. Halbuki bu talep reddedilerek olumsuz işlem yaratılmıştır.

Öte yandan Engelli kişi, eğer taşıt yolu üzerinde, yaya halinde yada motorsuz engelli aracı kullanıyor yada bu aracı başkası kullanıyorsa, yönetmeliğin 149uncu maddesine göre bütün sürücülerin yavaşlama gerekirse durma zorunluluğu vardır. Yönetmelikte "Sakat" işaretli plaka taşıyan herhangi bir araç için, benzeri bir kural yada düzenleme yoktur. Anlaşıldığı üzere yine 'sakat' ibaresinin bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Peki bu düşüncesizce koyulmuş ibare engelli vatandaşlarımızın durumunu kendi iradeleri dışında herkese teşhir etmekten, herkesin dikkatini onların üzerine çekerek haysiyetlerini ayaklar altına almaktan, onların savunmasızlığını gözler önüne sererek suçluların açık hedefi haline getirmekten başka ne işe yarar? Hiçbir işe yaramaz. Sadece ve sadece olumsuzluk getiren bu ibarenin engelli vatandaşlarımızın kullandığı araçlardan kalkması tam olmasa da engelli vatandaşlarımızın ülkemizde yaşadığı sıkıntıların biraz da olsa dinmesine sebebiyet verecektir. İnsan haklarının yer aldığı tüm sözleşmelerdeki ilgili maddeleri ihlal niteliği taşıyan bu düzenlemenin acilen kaldırılması yerinde bir karar olacaktır. Unutulmamalıdır ki her insan eşit doğar ve yaşamı boyunca herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan tüm diğer insanlarla eşit ve onurlu, haysiyetli bir yaşam sürdürme hakkı vardır. Ancak bu tür hiçbir mantıklı temeli olmayan bir düzenlemeye giderek insanların bu haklarını kullanmasını engellemeye ve onları bulundukları durumdan daha zor bir duruma sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Engelli insanlarımızın yaşamlarını kolaylaştırmak için, onları ifşa etmek yerine sosyal güvenliklerinin tam olduğu bir ortam sağlamak herkesin görevidir. Hukukta özgür irade esastır. Plakalarda yer alan 'sakat' ibaresinin hukuka temel olan özgür iradeyle hiçbir alakası olmaması ve zorlamayla teşhir etmeye dayalı olması ne denli sakat bir düzenlemeyle karşı karşıya olduğumuzun bir göstergesidir.

Avrupa Konseyi Direktifi'nde yer alan "ayrımcılık" tanımıyla doğrudan tartışılmaya başlandı. Bu sorunun gündeme alınmasını, hak ve özgürlüklerin korunması ve engelsiz biçimde uygulanması açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte, söz konusu direktif sakatlara karşı ayrımcılık tanımını içeren tek belge değildir. Bilgiyi paylaşmak ve fikir alış-verişinde bulunarak hep birlikte aydınlanmak açısından başka kaynaklardan da söz etmek istiyorum. Böylece tartışmanın canlanacağını ve ayrımcılığın farklı boyutlarının gün ışığına çıkacağını umut ediyoruz.

Bu kaynaklardan birisi, Türkiye'nin de taraf olduğu "Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi"ne dayanarak Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından hazırlanan 9 Aralık 1994 tarihli, 5 Numaralı Genel Yorumdur. Ayrımcılık sorununu ele alan ve söz konusu sözleşmenin sakat bireylere nasıl uygulanacağıyla ilgili başka aydınlatıcı bilgiler de içeren bir belge, "Sakat bireyler" başlığını taşıyor. Söz konusu Genel Yorum belgesinin 15. paragrafında, sakatlara karşı hukuksal ve fiili olarak ayrımcılığın uzun bir geçmişinin olduğu ve türlü biçimlerinin bulunduğu belirtildikten sonra, sakatlığa dayanan ayrımcılık -belgedeki ifadeyle "disability-based discrimination"- tanımlanmıştır. Buna göre, "Bu sözleşmenin amaçlarına uygun olarak, sakatlığa dayanan ayrımcılık, her türlü ayrıştırma, dışlama, kısıtlama ya da tercih veya gerekli düzenlemelerin gereği gibi yapılamaması dolayısıyla, ekonomik, sosyal ve kültürel hakların kullanılmaması veya bu haklardan yararlanılmasının büyük ölçüde ortadan kaldırılması." biçiminde tanımlanmıştır.

ABD'de Sakatlığa Dayanan Ayrımcılık

Sakat hakları konusunda öncü olarak değerlendirilen ABD'de ayrımcılık sürekli tartışılan bir konu olduğu gibi sadece Türkiye değil pek çok ülkeye göre de etkili bir yargı denetimi söz konusudur. Hatta bazı hukuk fakültelerinde ders olarak "Sakatlık Hukuku" adıyla da okutulmaktadır. Bu derslerin neredeyse birinci gündem konusu ayrımcılık sorunudur.

Konumuzla ilgili olduğu için bir ders kitabında yer alan ayrımcılığın kaynaklarını buraya aktarmak istiyorum. Ayrımcılığın kaynakları şunlardır:

- Rahatsızlık
- Korumacı ve acıma duygularıyla yaklaşım,
- Genelleme ve tek tip tutum sergileme,
- Damgalama.

Somut örneğimiz, araçlarda sakat işareti olduğu için bu örnek üzerinde sürdürmek istiyorum açıklamaları. Sayılan bu dört kaynaktan, damgalama ayrımcılık türüdür. Ayrımcılığın bu türünden anlaşılan, söz konusu kitaba göre özürlülük durumunun daha çok olumsuz, istenmeyen ve utanılacak bir durum olarak değerlendirilmesi ve toplumsal değer yargılarına damgalama olarak yerleştiği eksenindedir.

Araçta sakat işareti düzenlemesi, "özel hayatın gizliliği ilkesi"nin ihlali sayılır mı?

Özürlülük kişisel bir durumdur. Vücudun herhangi bir yerinde bulunan işlevsel bozukluk söz konusudur. Kişisel bir durum olması dolayısıyla kesinlikle "özel hayatın gizliliği ilkesi" ekseninde değerlendirilebilir. Burada çarpıcı olduğunu düşündüğüm bir deneyimimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

ABD'de görülen bir davada, davacı kayıt yaptırdığı okula HIV taşıyıcısı olduğunu söylememiş, daha sonra ortaya çıktığında okula devam edemeyeceği gündeme geldiğinde mahkemeye başvurmuştur. Mahkeme kendisinin özürünü saklayarak kayıt yaptırdığı konusu üzerinde hiç durmamıştır.

Ayrıca, yine yukarıda ayrımcılığın kaynaklarına ilişkin bölümde sözünü ettiğim kitapta, ayrımcılığın yüzlerce türünün olduğu belirtilmiş ve bunların bazılarının da "saklı özürler" olduğu belirtilmiştir. Saklı özürlere örnek olarak epilepsi ve diyabet verilmiştir. Ayrıca AIDS taşıyıcılarının özürü de hızlıdır. Bu hastalıklara yakalanan insanlar yaşayabilecekleri önyargı içerikli ayrımcılıkların önünü kesmek için kesinlikle durumlarını saklamak da isteyebilirler.

Toplumun eğitimi uzun zaman alacak diye insanların bu tür ayrımcılıklara hedef olmalarını meşru görmek ise insan haklarıyla bağdaşan bir yaklaşım olamaz.

Hukuksal nedenler :Anayasa ve ilgili mevzuat.

Deliller : Ek belgeler

Sonuç :Herhangi bir plakada "sakat" işaretinin bulunması, Anayasamızın, kanun önünde eşitlik başlığı altındaki 10.uncu maddesinin 3üncü bendine, temel hak ve hürriyetler ile ilgili maddelere ve özel hayatın gizliliği ve korunması maddelerine, Avrupa insan hakları sözleşmesinin ilgili hükümlerine, 5378 sayılı yasanın ilgili maddelerine ters düşmektedir. Bundan dolayı, müvekkilimiz aracındaki plakalardan "sakat"lara mahsus işaretin sökülmesi yolunda İçişleri Bakanlığı'na yaptığımız başvuru neticesinde ilgili kurumca tarafımıza gönderilen 4.1.2006 tarih ve B.05.1.EGM.0.85.04.02.64024/40-04-1200-92-11532 sayılı cevapta belirtilen ''vergi muafiyetlerine ilişkin bu araçların kullanımında oluşabilecek suiistimallerin önlenmesi ve gerekli denetimin etkinliği ve kolaylığı açısından uygulamanın gerekliğine ilişkin '' savunulan red işleminin; Konu, maksat, şekil, sebep, yetki yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline ve her iki koşulu bulunduğundan yani hem bir yandan hukuka aykırılığı apaçık gözlenebildiğinden ve hem telafisi imkansız zararlara yol açacak durum taşıdığından yürütmenin durdurulmasına, ve olası tebligatların memur eliyle ve ivedi yapılmasına ve verilecek sürelerin kısa tutulmasına ve duruşma günü verilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz.

Avni Arıkan
Vekili
Av.Senih ÖZAY