Engelsiz güzellik yarışması SAKAT!

Avni ARIKAN (TurkQuad EPG)

Ayrımcılık, bir kişi ya da gruba yaş, ırk, renk, milliyet ya da etnik köken; cinsiyet, hamilelik ya da medeni durum; engellilik; dini inanç; cinsel tercih veya diğer kişisel özellikler nedeniyle başka kişi ya da gruplara göre farklı davranılması sonucu oluşur.

Olaya sadece bu açıdan baktığımızda bile yapılan bu organizasyon Anayasamıza aykırıdır. Bayanlar arasında ve ayrıca baylar arasında güzellik yarışmalarının düzenlenmesi, toplumun sadece bir kesimini ayırarak olmadığı için normal karşılanabilir. Ancak toplumun belli bir kesimini diğerlerinden ayırarak sadece onlara yönelik güzellik yarışması düzenlemek eşitlik ilkelerini bozmak anlamındadır.

Olay sadece toplumun bir kesimini diğerlerinden ayırmak değildir elbette.

Farklılıklar özünde yadırganacak durumlar değildir. Çünkü farklılık, biz insanların doğasında vardır. Bu fark yalnızca engelli olmakla değil; pek çok açıdan vardır ve birbirimizden farklıyız. Hepimizin farklı özellikleri, farklı gereksinimleri var. Güçlerimiz de zayıflıklarımız da farklı. Bu yüzden hepimizin içinde yaşadığı toplum, birkaç kişinin ya da belirli bir kesimin özellikleri temel alınarak şekillendirilemez.

Engellinin karşılaştığı ‘engelin’ temelinde, sahip olunan ‘eksiklik’ değil; engelin yarattığı farklılığı bahane edenlerin, engelliye karşı geliştirdiği ‘tutumlar’ yatmaktadır.

Ayrıca engellilerin kendileri de, sahip oldukları farklılığı, farklı davranmanın ve kendilerine farklı davranılmasının haklı bir gerekçesi sayarak (bazen bunu bir kazanç sayarak) ayrımcı uygulamaları pekiştirecek tutum ve davranışlar içerisinde olabilmektedir. Bu anlamda engelliyi kendisinden gelecek ayrımcılığa karşı da korumak gerekmektedir.

Engelliler gündelik yaşamlarında sayısız ayrımcılık örnekleri yaşamaktadır. Peki nedir engelliliğe dayanan ayrımcılık? Engelliliğe dayanan ayrımcılık, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi tarafından, 5 numaralı genel yorumda şöyle tanımlanmıştır: "Bu sözleşmenin amaçlarına uygun olarak, engelliliğe dayanan ayrımcılık, her türlü ayrıştırma, dışlama, kısıtlama ya da tercih veya gerekli düzenlemelerin gereği gibi yapılmaması ..." Bu tanım ekseninde, örneğin, sadece engellilerin yararlanabileceği oteller yapmak, güzellik yarışmaları düzenlemek ayrımcılık sayılmalıdır.

Engelliliğe dayanan ayrımcılığın türleri bakımından, sakat hakları konusunda "öncü" olarak değerlendirilen ABD'de bazı yazarların benimsediği sınıflandırma bir fikir verebilir. Buna göre ayrımcılığın dört görünüş biçimi vardır. Bunlar: 1) Rahatsızlık; 2) korumacı ve acıma duygularıyla yaklaşım; 3) genelleme ve 4) damgalama biçiminde sıralanmaktadır.

Düzenlenen bu güzellik yarışması, engelli kesimin bir kısmına rahatsızlık duyguları vermektedir. Çünkü karşılaştığı engelli olmayan insanların kendilerine sokakta her zaman rastlanılan "sakat numarası yaparak dilenen insanlar" ön yargısı ile bakmalarının verdiği rahatsızlığın bir başka şeklini yaşayacaklardır. Bu defa her yıl düzenleneceği anons edilen güzellik yarışmasında, elinde baston ya da altında tekerlekli sandalye ya da vücudunda belli şekil bozuklukları bulunan ya da ruhsal ve duygusal yeteneklerini çeşitli derecede kaybetmiş olan insanların arasından jüri tarafından "güzel" seçilmesi, engellilerin yıllarca  silemeyeceği kötü toplumsal belleği oluşturacaktır.

5378 sayılı yasada özürlü şöyle tanımlanmıştır; Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişidir.

Tanımda çok açık olarak belirtildiği gibi, engelli insan, günlük yaşam içinde diğer insanlardan farklı zorluklar yaşayan insanlardır. Bu durum onların psikolojisini daha farklı etkileyebilmektedir. Bu durum onlara rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerini gerektirirken, diğer insanlardan farklı olmadıkları savı ile onları bu organizasyona sürüklemek de yanlışın içinde olmaktır.

Yasadaki çok açık tanımdan da anlaşılacağı gibi engelli insan, her hangi bir engeli bulunmayan insandan farklı olan insandır. Farklı olmak ise o insana ya da insanlara ayrı davranılması sonucunu doğurmaz.

Ülkemizde son yıllarda, moda haline gelen bende yaptım, ne güzel oldu türü davranışlar, yakın ve uzak gelecekte toplumun bütünlüğüne, yapısına zarar vermektedir. İnsanların başarıyı, önde olmayı, maddi kazanç duygularını tüm insanlar için yararlı olacak üretimde aramaları ve çabalamaları çok daha İNSANCIL olacaktır. Toplumsal etki yaratacak organizasyon ve eylemler öncesinde, bu işe girişen insanların, uzman ve konusunda ehil sosyolog ve psikologlara danışması çok yararlı olacaktır.

Bu duygularla, yapılma hazırlıkları süren ve her yıl tekrar edileceği duyurulan bu organizasyonun düzenleyicilerini kınıyor, onları aklın ve bilimin gerçeklerine davet ediyoruz.

TurkQuad EPG

(12 Mart 2008, Ankara)