|
BEYOĞLU CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİ :
Teslime TAPLACI
VEKİLİ :Av.Güler
POLAT
-
Adres antette –
SANIKLAR :
1- Abdullah. (Otobüs muavini)
2-
Mehmet. (Otobüsün şoförü)
KONU :
Sanıklar hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak TCK 122. maddesi
uyarınca cezalandırılmaları için dava açılması talebidir.
SUÇ TARİHİ :02/03/2007
OLAY :
Müvekkilim Teslime Taplacı tekerlekli
sandalyede yaşamını sürdürmekte olan % 95 özürlü bir kişidir.
2.Mart.2007 günü annesi ile birlikte Taksim’den Bahçeşehir-Taksim
hattında çalışan 34 YID 47 plaka sayılı trafikte M. A. P. adına
kayıtlı Halk Otobüsüne binmiştir. Otobüsün hareket etmesinden kısa bir
süre sonra otobüsün muavini sanıklardan Abdullah, müvekkilimden
sandalyesini kapatıp koltuğa geçmesini istemiştir. Müvekkilim
cevaben, % 95 özürlü olduğunu sandalyesinden koltuğa geçmesinin
mümkün olmadığını söylemiştir. Davalının son derece kaba bir üslupla
“O zaman in aşağı” demesi üzerine müvekkilim “Sen indir o zaman”
demiş, bunun üzerine davalı kendi kendine (ama müvekkilimin duyacağı
şekilde) bir süre söylenmiş, çeşitli sinirlilik gösteren mimik ve
hareketler yapmıştır.
Şişhaneye gelindiğinde otobüs durmuş ve
beklemeye başlamıştır. Müvekkilimin yanına gelen Abdullah sertçe,
(başkaca bir şey demeksizin )
-
“ İn aşağı” şeklinde emir vermiştir. Müvekkilim
-
“ Niye ineyim, burada otobüs bulmam çok zor, madem öyle beni
Taksim de indirseydin” deyince bu kez sanık
-
“Müşteriler senden rahatsız oluyor” demiştir.
Müvekkilim otobüsten inmemek için direnince konuşmaya
şahit olan yolculardan bir bayan daha fazla dayanamayarak duruma
müdahale etmiştir.
-
“Ben rahatsız olmadım” dedikten sonra, diğer yolculara dönüp”
Rahatsız olan var mı?” diye soran bu yolcuya diğer yolcular da
katılınca, o zamana kadar duruma müdahale etmeyip müvekkilimin
indirilmesini bekleyen sanıklardan otobüsün şoförü Mehmet,
-
“Tamam, uzatmayın “ diyerek hareket etmiştir.
A Ç I K L A M A L A R :
1- Müvekkilim 1970
doğumludur. 1989 yılında geçirdiği trafik kazasında boynunu otonun ön
koltuğuna çarpmak sureti ile kırılması sonrasında, boyundan aşağısı
felç olmuştur. (Tıbbi tanı: Tetra pleji) Ellerini ve ayaklarını
kullanamayan müvekkilimin karın ve sırt kasları da yetersiz olup çok
fazla istem dışı kasılma yaşamakta, bu nedenle düşmemesi için
tekerlekli sandalyesine emniyet kemeri ile bağlı olarak oturmaktadır.
Bu nedenle 1.7.2005
tarih ve 5378 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan özürlü tanımına
uygun olarak
TCK 122. maddesi gereği maddede düzenlenen suçun oluştuğu ve
müvekkilimin suçun mağduru olduğu tartışmasızdır.
2- Büyük bir gazetenin
bulmacalarını hazırlayacak kadar bilgili ve kültürlü olan müvekkilimin
yaşamında annesinin rolü çok büyüktür. Sanıklardan Abdullah’ın
müvekkilimi tekerlekli sandalyesini kapatıp koltuğa geçmesi için taciz
ettiği sırada annesi, sanığı, otobüsün sahanlığında durmakta olan
müvekkilimi sahanlıktan yüksekte ve arası dar koltuklara
oturtamayacağı konusunda uyarmıştır. Müvekkilim, oraya oturtulsa dahi
kasılmaları nedeni ile otobüsün koltuğunda yolculuk yapmasının
müvekkilim için tehlikeli olduğunu, düşüp yaralanabileceğini anlatmaya
çalışmıştır. Müvekkilimin durmakta olduğu yer yolcuların hem önünden
hem arkasından geçebileceği oranda boşluğun olduğu bir yerdir..Velev
ki yolcuların geçmekte zorlandığını varsayalım; yapılacak iş
müvekkilimi otobüsten atmak değil, geçişi kolaylaştıracak bir
düzenleme yapmaktır.
3- Olay, anlaşılacağı
gibi tamamen müvekkilimin “engelli “ olmasından dolayı
yaşanmıştır. Sanıkların eylemi
TCK.’nın 122 nci maddesinin
1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan
“….. veya kamuya arz
edilmiş bir hizmeti yapmamak”. Tanımına uymaktadır.
“Böylece maddede sayılan ayırımlar gözetilerek kamuya arz edilmiş bir
hizmeti yapmamak bu suça vücut verir. Hareketin şekli yönünden
“vermemek” ile “reddetmek” hareketleri ihmali nitelik taşımaktadır.
Seçimlik hareketin gerçekleşmesi için, bu yöndeki
davranışların süreklilik arz etmesi gerekmez. Bir kez dahi olsa
maddede belirtilen
ayırımlara dayanarak kamuya arz edilmiş bir hizmetin yerine
getirilmemesi suçun oluşumu için yeterlidir. Bu seçimlik hareketlere
örnek olarak; bir takım ayırımlar düşünülerek kişilere ekmek
satılmaması, halk otobüsüne alınmaması, özel hastaneye kabul
edilmemesi, eczane tarafından ilaç verilmemesi gösterilebilir.”
4- Sanıkların eylemleri
aynı zamanda müvekkilimin kişilik haklarına saldırı niteliği
taşımaktadır. Farklı
olmak "farklı muameleye tabi tutulmanın" gerekçesi olamaz. Engelliler
de herkes gibi, salt insan oldukları için onurlu bir yaşamı hak
etmektedirler. Halbuki dilekçemiz ekinde bir kısmını sunduğumuz
şikayet dilekçelerinde de görüldüğü üzere müvekkilimin bu eyleme ilk
kez maruz kalışı değildir. İstanbul’da bir yandan her yere “Özürlü
Otobüslerinin” hizmete girdiğini duyuran ilanlar asılırken, özellikle
tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda olan “ortopedik engeliler” çoğu
kez duraktan alınmadan gidilmekte ya da otobüse bindikten sonra son
derece kötü muamelelere maruz kalmaktadırlar. Bu konuda
yaşanmışlıklara baktığımızda, olumlu örneklerin bir elin parmakları
kadar olduğunu görmek çok acıdır. Bu durum bize göstermektedir ki;
hızla duraklardan duruş- kalkış yapabilmek, tekerlekli sandalyenin
kaplayacağı alana balık istifi iki kişi daha alabilmek uğruna
engelliler böylesine onur kırıcı ve aşağılayıcı bir muamelenin mağduru
olmaktadırlar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Campbell et Cosans/ İngiltere
davasında, "Onur kırıcı muamele bireyi, başkalarının ya da kendi
gözünde küçük düşüren muameledir." demektedir.
“Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Danimarka, Norveç, İsveç ve
Hollanda'nın Yunanistan'a karşı (App.N0:3321/67 ;3322/67
;3323/673344/67) ve Danimarka, Norveç ve İsveç'in yine Yunanistan'a
karşı başvurularında, aşağılayıcı muameleler konusunda tanımını "
Bireyi diğer kişilerin önünde büyük ölçüde utanca boğan ya da onu
kendi arzu yahut istencine aykırı (...) biçimde davranmaya yönlendiren
eylemler aşağılayıcı muameledir." şeklinde yapmıştır.
Müvekkilimin Anayasa ile teminat altına alınmış temel
kişilik hakları saldırıya uğramıştır. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslar
arası sözleşmelerle pekiştirilmiş insan olmakla sahip olduğu insanca
muamele görme, onur ve haysiyetinin korunması, ayrımcılık yasağı
ilkeleri ihlal edilmiştir.
5- Türkiye AB üyeliğine
giriş sürecinde “Ayrımcılığa Karşı Topluluk Eylem Planı” kapsamındadır
ve bu nedenle Türkiye’ye verilen hibeler kullanılmaktadır. Engelli
bireylerin sosyal hayata ve istihdama katılımlarında en önemli engelin
“ulaşılabilirlik” olduğu açıktır. Hal böyleyken İstanbul gibi
Türkiye’nin en büyük metropolünde kamu taşımacılığında en önemli yeri
tutan İETT Genel Müdürlüğü’nün gerekli “farkındalığı” yaratmak ve
yaşanan insan hakları ihlallerini durdurmak için hiçbir önlem almaması
nedeni ile sorumluğu tartışılmaz. Ancak cezaların şahsiliği prensibi
bu noktada ilgili kurumu iş bu şikayetimizde sorumluluktan
kurtarmaktadır. Bu nedenle Türk adaletine önemli bir görev
düşmektedir. Bir suçun işlenmesinde engelleyici faktörlerden biri olan
“caydırıcılık “ unsurunun devreye girmesi işlenen suçun cezasız
kalmaması büyük önem taşımaktadır.
6- TCK 122 maddesinin
uygulanması bakımından suç tamamlanmıştır. Sanıklar, kanunun aradığı
saikle hareketleri gerçekleştirmiştir. Sanıkların “kamu hizmetini
vermeyi” reddetmeleri ile suç tamamlanmış olduğundan, sonrasında
müvekkilimin direnmesi ve diğer yolcuların tepkisinden korkarak
müvekkilimi otobüsten indirememiş olması nedeni ile suçta teşebbüsten
söz edilemez. Aynı şekilde TCK 125. madde uyarınca işlenmiş olan suç
da
tamamlanmıştır. Ayrıca sanıklardan Abdullah Sakık için
suçta tekerrür hükümleri uygulanmalıdır.
HUKUKİ NEDENLER :
TCK, CMK, Av. Kanunu, sair ilgili mevzuat.
DELİLLER :
İETT Genel Müdürlüğünde mevcut kayıtlar, 02/04/2007 günlü İETT ye
müracaat dilekçemiz, 24.04/2007 günlü dilekçemize cevaben verilen
yazı, müvekkilimin daha önce yaptığı müracaatların e.posta kayıtları,
müvekkilimin müracaatlarına verilen cevapların e.posta kayıtları,
şahit beyanları, müvekkilimin % 95 özürlü olduğuna dair sağlık kurulu
raporu, konuya temas eden bilcümle delail.
ŞAHİT :
S. K.
İSTANBUL
Olay sırasında müdahale eden
yolcudur.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle sanıklar hakkında gerekli
soruşturmanın yapılarak eylemlerine uyan TCK hükümleri uyarınca
cezalandırılmaları için haklarında dava açılmasını saygı ile bilvekale
arz ve talep ederim..
Teslime Taplacı
Vekili Av. Güler POLAT
Taciz; kişinin onurunu çiğnemeyi amaçlayan ya da sonuçları itibarı
ile cesaret kırıcı, düşmanca, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya
saldırgan bir ortam oluşturacak istenmeyen bir tavır/yönetim tarzı
olarak yorumlanır.
27
Kasım 2001 Tarih Ve 2000/78/Ec Sayılı AB Konsey Direktifi
Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük2, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep
ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak;
a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir
hizmetin icrasını veya
hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını
veya alınmamasını yukarıda
sayılan hallerden birine bağlayan,
b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmiş bir hizmeti
yapmayı reddeden,
c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen,
Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para
cezası verilir”
Yrd.Doç. Dr .A.Caner Yenidünya . 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda
Ayrımcılık Suçu. Makale
|